19 Ekim 2014 Pazar

İnsan Denen Makinenin Kanununu Allah Koydu

İnsan da bir makina gibidir. Sadece Allah Teâlâ`ya ait olan yaratma sanatı ile meydana getirdiği bir şaheser. Allah Teâlâ`nın bütün kainatı emrine verdiği tek varlık. Yeryüzündeki halifesi. Kulu.
İnsanoğlunu ta yaratılışından beri rahat bırakmayan, onları köle ve kullaştırma ameliyesine talip beşeri mimarlar da var. Halbuki bunlar da o tahakküm altına almak istedikleri insanların arasından çıkmışlardır. O kendilerine kul yapmak istedikleri insanlar gibi etten ve kemiktendirler. Onlardan farklı yaratılmamıştırlar. Dahası onlar da birer kuldurlar. Fakat onlar, kendilerini hemcinslerine hakim kılma ya da hakim hissetme hastalığının pençesinde kıvranmaktadırlar.
Kainati yoktan var eden Allah Teâlâ`nın bir icadı olan insana akıllarınca kendi arzularına uygun kanunlar, kurallar koyuyorlar. Ancak bu kanunlar ve kurallar, insanın mükemmellik vasıflarını zedeliyor, onu hasta hale getiriyorlar. Onu insan olmaktan çıkarıyorlar. Yani bozuyorlar.
İsterseniz bunu bir misalle  açıklamaya çalışalım.
Bir usta, icad ettiği bir makinanın, bir otomobilin kanunlarını kendisi koyar. Bu kanundaları da şöyle sıralar:
- Bu arabada yakıt olarak benzin kullanılacak.
- Soğutma için su kullanılacak.
- Motorun randumanlı çalışabilmesi için yağ kullanılacak.
- Suyun buz tutup motoru patlatmaması için antifiriz kullanılacak.
- Kaportanın paslanıp çürümemesi için boya kullanılacak.
- Şu kadar kilometre hız yapabilir.
- Şu kadar yağ doldurulacak.
- Şu kadar su doldurulacak.
- Şu kadar sürede ya da kilometrede bir yağı değiştirilecek.
- Yağ filitresi şu kadar sürede değiştirilecek
- Hava filitresi şu kadar sürede değiştirilecek.
- Şu kadar sürede bir kez servise getirilecek.
- Vesiare, vesaire...
Bu otomobilin üretildiği devlet, "hayır bu otomobilin kanunlarını rafa kaldırıyorum. Bu otomabilde benim kanunlarım geçerli olacak:
- Benzin yerine su konulacak.
- Yağ yerine şeker doldurulacak.
- Su deposuna havagazı doldurulacak.
- Antifirizi toptan kaldırdım.
- Ustanın yazdığının üç katı hız yapacak.
- Yağ limitini üç katına çıkardım.
- Yağ filitre hiç değişmeyecek.
- Hava filitresi de hiç değişmeyecek.
- Su limitini dörtde bire indirdim.
- Kaporta boya yerine çamur ile sıvanacak.
- Vesaire, vesaie.."
Bunları deme şans ve hakkına sahip midir? Hayır! Bu hakkı ancak o motoru icad eden usta kullanabilir. Fakat o motorda gerekli değişikliği yapabilmesi halinde bu hakkı kullanabilir. O zaten icad ederken, belli vasıflara göre icadını tamamlayabilmiştir.
Bu arabanın üretildiği devlet, hayır bu hak bana verilmiştir. Ben usta falan tanımam. Ancak benim dediğim olacak derse ne olur?
Ne olacak!
Ustanin koyduğu kanunların dışına çıkılacağı için, o otomobil çalışmaz, dahası hurdaya çıkar.
Bu misal anlaşıldı ise, ikinci soruya geçebiliriz.
Devlet ya da devletlerin, yaratıcısı Allah olan insanın yaratılış kanunlarına muhalefet edip, kendi beşerî kanunlarını dayatabilir mi?
İnsan icadı olan bir motor için konulan kanunlara müdahale hakkı olmayan devletlerin, Allah`ın kulları için kanun koyma hak ve selahiyeti olabilir mi? Beşerin icadına müdahale hakkı olmayanların, Allah’ın icadına nasıl müdahale hakkı olabilir?
Asla olamaz. Böyle bir hakkın kendilerine ait olduğunu iddia edenler ve bu hakkı kullanmaya kalkanlar şu yanlışların altına imza atmış olurlar.
1. Allah`ı inkar etmiş olurlar.
2. Kendilerini ilah ilan etmiş olurlar.
3. Allah`ın kanunlarını inkar etmiş olurlar.
4. Allah`ın kanun koyma yetkisini çalmaya kalkmış olurlar.
5. İnsanları kendilerine kul etmiş olurlar.
6. Yeryüzünde bozgunculuk yapmış olurlar.
Hak ve batıl savaşının kesintisiz devam ettiği şu dünyada, bugün Allah`ın kanunlarına müdahale küçümsenemeyecek dereceye ulaşmıştır.
İnsan yapısı olan eşyanın kanunlarına zerre kadar müdahale edemeyenler, Allah`ın kulları için koyduğu eskimez, değişmez kanunlarına müdahale hakkına sahip oldukları vehmine kapılıyorlar. Mühürü eline alan, erken kalkan, makamını sağlamlaştırmaya çalışan herkes o duvara tosluyor. Bunu da bir marifet addederek yapıyorlar.
Kendilerinin icadı olan beşerî kanunları dayatanlar, bundan ne kazanıyorlar dersiniz?
Açık bir ifade ile söylemek gerekirse, dayattıkları beşerî kanunlarla hem kendilerinin, hem de milyarlarca insanın dünya ve ahiretlerini karartacaklarına, hakkın kanunlarına sarılsalar ve onunla yönetseler olmaz mı?
El cevap olmaz!
Çünkü Hakk`a boyun eğmeleri onları rahatsız eder. Onların asıl özellikleri güneşi sevmiyor olmalarıdır. Yani onlar hakkın hakimiyetinden rahatsız olurlar. İyilik onların katında ne kadar sevimsiz ise, kötülük de onlar için o kadar sevimlidir. Onlar hep kötülük isterler. Kötülük ekilen ve kötülük biçilen bir dünyayı arzu ederler.
Eski bir milletvekili, söyle bir fıkra anlatmıştı.
Bir adam rüyasında, bir çeşme görüyor. Bu sudan içen herkes deliriyor. Bu sudan sadece rüyayı görenin kendisi ve hanımı içmedikleri için o ikisi delirmiyor.
Derken, bu deliler toplanıyorlar ve bir devlet kuruyor, kanunlar icad ediyor, hükümet kuruyorlar. O sudan içmedikleri için deli olmayanlara deli damgasını vuruyorlar. Onlarla alay ediyorlar... Onlara hakaret ediyorlar... Zulmediyorlar... Deli diye bağırıyorlar.  Rüyayı gören adam; "Gel hanım! Bu böyle olmayacak. Bizde o sudan içip onlar gibi delirelim" diyor."
Yaratılmış olanlar, benimle ilgili, bana uyan, fıtratımı ve yaşantımı örselemeyen, benim kendimi hür hissedebildiğim, başkalarının da beni köle olarak görmeyeceği kanunları nasıl bulup da vaaz edecekler? Yani beni, kendisini; daha somut ifade ile insanı tanımayan insan, kendisi ve diğer insanlar için nasıl kanun koyacak?
Biraz daha yakına gelelim ve tekrar sormaya başlayalım.
Başkaları benden daha mı akıllı ki, benim için kanun yapacaklar? Ben daha çok mu akıllıyım ki, başkaları için kanun yapacağım?
Soruları çoğaltmak mümkün; ama, yeterli bir cevap almak, hatta olumlu ya da olumsuz bir cevap almak asla mümkün değil.
Biz Yaptık Oldu
Birçok devletin idarecileri bu havadalar: "Biz yaptık oldu" havasında... Onlar, kendi, küçücük beyinleri ile koydukları kurallarla insanları toptan kullaştırdıklarını, köleleştirdiklerini, aynı zamanda da kendilerini ilahlaştırdıkarını biliyorlar mı acaba?
Onlara sorarsanız insanların iyiliğine çalışmaktan başka bir şey yapmamışlardır, yapmamaktadırlar. Aynı zamanda suçsuzdurlar. Fakat siz, gerçeği ortaya koymak için daha ağzınızı açmaya hazırlandığınız anda itirazlar, karalamalar, suçlamalar, linç etmeler, tutuklamalar, mahkum etmeler, işkenceler ve katliamlar da başlar. İnsanlığın hayrına çalıştıklarını söyleyenlerin, bir anda insanlık katili olan çehreleri gözükür. İste o an gerçeklerle yüz yüze gelir insan.
Allah Bizi İmtihan Ediyor
Böyle bir an, Allah`ın sizi imtihan ettiği andır. Zulme direnir, Allah`ın hukukundan geri adım atmazsanız, imtihanı kazanmış olursunuz. Çünkü dünya ve dünyadakileri elinizin tersi ile itiyor, hayatınız pahasına zulme dur diyorsunuz. Hakkın hakimiyeti uğruna herşeyi göze almış olmanız sizi hem Hakk`ın, hem de halkın gözünde kahraman yapar. Bu da, hakka ve halka düşman idarecilerin cinnet getirmesine sebep olur. Siz, o an bu zavallıların cinnet hallerini anlatabilecek kelime bulamıyacağınız gibi, o anı tarif etmek için karşılaştırabileceğiniz bir varlık dahi bulamazsınız.
Hakka Düşmanlığın Adı Çağdaşlık...
Evet, hakka düşmanlığın adı medeniyet, iliericilik, çağdaşlık olunca, sizin adınız ister istemez kötü vasıflarla anılacaktır. Batıl düzenlerin hakimleri size "siz busunuz" diyorsa; bunu asla değiştiremezsiniz, asla reddedemezsiniz. Kainat var oldukca bu vasıflar hiç değişmeden sürüp gider.
Adam hakikate düşmanlik eder, medeni(!) olur. Adam inkarcılık yapar, çağdaş olur. Adam insanlığı topyekün katliama tabi tutar, hümanist olur.
Fakat istediğiniz, özlediğiniz, Allah Teala`nın emrettiği gibi iyi bir insan olma hakkınız yoktur.

İnsan sayılmanız için onların kalıbına uymanız, dahası onların dinine girmeniz gerekir. Bu kalıp şeytanın kalıbı, din de şeytanın dinidir.


0 yorum to “İnsan Denen Makinenin Kanununu Allah Koydu”

Yorum Gönder