Allah
Teâlâ’nın kulu Muhammed M.’den, Gülen Örgütü Lideri Fethullah Gülen’e...
İfşa
oldunuz. Yaptıklarınız, yapmak istedikleriniz, hatta kalplerinizde sakladığınız
süfli emelleriniz bile herkese ayan oldu.
Daha
önce 7 Şubat 2012 ve Taksim Gezi Parkı Darbesi’nde de arz-ı endam etmiştiniz. O
darbe girişimlerinde de başarısız olmuştunuz. Son darbe girişiminde de hezimete
uğradınız. Yani 17-25 Aralık Darbe girişiminizde tam bir fiyasko ile
sonuçlandı.
Her
seferinde olduğu gibi bütün şer güçlerini;
ABD’yi, Siyonistleri, Vatikanı, AB’yi ve diğerlerini arkanıza almıştınız bu
son darbe girişiminde de. Başarılı olsaydınız, 31 Mart 2014 sabahı başbakanı
evinden alıp idam sehpasına ya da zindana götürecektiniz. Fakat olmadı.
Yaptıklarınızın
üzerinden aylar geçmesine rağmen hâlâ yıkıcı faaliyetlerinize devam
ediyorsunuz. Bunun size ne kazandırdığını veya neler kaybettirdiğinide
bilmiyorsunuz sanırım. Sadece şu son kalkışmanızda ülke dünya kadar zarara
girdi. Ülke ekonomisi en az % 10 küçüldü,
fakat bu küçülme halka % 50 olarak yansıdı.
Hiç
düşünmediniz mi?
Millet
şu son iki darbe girişiminizin şokunu atlatamadan üçüncüsünü devreye soktunuz. Herkes
yıprandı, herkes yıkıldı. Kimsenin bir diğerine güveni, hatta kendisine
güvenleri kalmadı yurdumun insanlarının. Bize güvenen, bize umut bağlayan masum
bir çok devlet ve insanın umutlarını çaldınız, hayallerini yıktınız.
Hiç
içiniz burkulmuyor mu?
Tabanınız!..
Sizi hayallerinde büyüten, sizi bir annenin çocuklarını beslemesi gibi
besleyen, karın tokluğuna size hizmet eden tabanınıza yazık ettiniz. Onları bir
kez beyinlerini yıkayarak, emeklerini sömürerek, ahiretlerini ateşe atarak
yıkmıştınız. Bu kez onların vatanlarına kastederek bir kez daha yıktınız. Onlar
şimdi umutsuz, beyinleri iğfal edilmiş, güvenleri yıkılmış, hayalleri yok
edilmiş, cepleri boşaltılmış olarak sanki sokakta kalmış birer çocuk gibiler.
Onlara
hiç acımadınız mı?
Şimdi o
zavallı taban üçe ayrıldı, bunu siz de görüyorsunuzdur.
Birinci Grup: Bu grupdakiler tüm şer güçlerini arkanıza alıp bu vatana saldırdığınızı
gördüler ve restlerini çekip ayrıldılar. Herbiri sohbet esnasında sizlerin
“nasıl bu kadar acımasız, nasıl bu kadar vatan ve millet düşmanı, dahası Allah
ve Peygamber düşmanı olabileceğinizi anlamadıklarını” ifade ediyorlar.
İkinci Grup, annesini kaybetmiş bir çocuk veya bir kuzu gibi sağa sola kuşuşup
duruyorlar. Bazen ihaneti görüp uzaklaşmaya çalışıyor, bazen de bu bir rüya,
böyle olamaz diyerek kendilerini teselli etmeye çalışıyorlar. Bunların da
sizlerin gerçek niyetlerinizi görüp kapıları çarpıp sizleri terketmeleri an
meselesidir.
Üçüncü Grup ise yine eski teslimiyete veya uykularına devam ediyor. Onlar,
“Abilerimiz, şunu şunu dedilerse, bir bildikleri vardır. Şunu şunu yaptılarsa
bir düşündükleri vardır” masalının arkasında oynayıp duruyorlar. Bunlar, iflah
olmaz bir hipnozun dairesi içierisinde vakit geçiriyorlar.
“Dini bir kuruluş değiliz” demenize rağmen sizler bu milletin evlatlarını Allah
Teâlâ’nın dinini kullanarak hipnotize etmişsiniz. Yalan demeyin siz ben kırk
yıla yakın bir zamandan beri tanıyorum.
Taban
size “madem siz dini bir kuruluş değilsiniz, bizim beyinlerimizde ne diye boza
kaynatıyorsunuz” dediği gün bitersiniz.
Hoş!..
Zaten şu an bittiniz. Akrep gibi kendi kendinizi zehirlediniz. Harakiri
yaptınız. Dahası intihar ettiniz. Sizin kendinize yaptığınızı dünya bir araya
gelse yapamazdı.
Çünkü
herkes sizi sevmişti. Çünkü herkes birer Gülen Cemaati Üyesi olmaya hazırdı.
Bir
gubetçinin deyimi ile siz bir Gülen Cemaati değil, bir “Gülenizm Terör Örgütü”
olduğunuzu kendi elleriniz ve dillerinizle ifşa ettiğiniz gün bittiniz.
Abdurrahman
Dilipak “17 Aralık Darbe Girişimi pahalı ama güzel bir tecrübe oldu” diyor.
Siz
büyük bir suç işlediniz. Anadolu insanının iftiharı olan bir başbakana, ve
hükümetine karşı darbe yapmaya kalktınız. 1,7 milyar Müslümanın dualarla andığı
insanlara karşı adı konulmadık savaşa kalkıştınız. Dahası ezilmiş,
köleleştirilmiş, hürriyetleri ellerinden alınmış masum devlet ve insanların
umutla baktığı bir başbakana karşı saldırıya geçtiniz. Fakat evdeki pazarlığınız
çarşıya uymadı.
Siz
daha büyük bir suç işlediniz. Bu vatana ve evlatlarına savaş açtınız.
Bundan
sonra bir şeye karar vermeniz gerekiyor: Adınızı ve savaşınızın adını
koymalısınız. Yaptıklarınızın adını koymanız gerekir. İnsanlık adına bunu
yapın, mertlik adına bunu yapın. Adınızı koymakla başlayın işe.
Mantıkta
kural ikidir, fakat biz bir üçüncü yolu size gösterelim:
a.
Darbeye bir başka milletin bireyleri olarak
kalkıştıysanız söyleyin, sizin için savaş hukukunu işletelim ve gereğini
yapalım.
b.
Yok eğer siz bu darbeye bu milletin birer bireyi olarak
kalkıştıysanız söyleyin, darbe hukukunu işletelim ve sizleri vatan hainliği ya
da vatana ihanet suçu ile yargılayalım.
c.
Ya da pişman olduğunuzu söyleyin, tevbe edin, milletten,
dahası bütün müslümanlardan ve köleleştirilmiş toplumlardan özür dileyin.
Bunun için:
1.
Allah Teâlâ’ya, O’nun Rasulü’ne, Kur’an’a, Sünnete,
Müslümanlara ihanetten vazgeçtiğinizi ilan edeceksiniz.
2.
İslam Dini’ne ve kurumlarına karşı olan inkar, karalama
ve yıkma faaaliyetlerine son vereceksiniz.
3.
Sözlü, yazılı ve görüntülü ve diğer tüm yıkıcı
faaliyetlerinize son vereceksiniz.
4.
7 Şubat 2013, Gezi Parkı ve 17-25 Aralık 2013 Darbe
girişimlerinizin nedenlerini açıklayacaksınız.
5.
Bu darbe girişimlerinde size yardım eden, size ortaklık
yapan dahili ve harici kişi, kurum, kuruluş, ve devletleri açıklayacaksınız.
6.
Kuruluşunuzdan beri sizden ayrıldığı için, veya size
karşı olduğu için ölüm, hapis, mal varlığını yoketme, işkence, zulüm, dayak,
itibarını yoketme gibi cezalara çarptırdığınız kişileri açıklayacaksınız.
7.
Yine kuruluşunuzdan bugüne kadar yaptığınız, yoksuzluk ve
hırsızlıkları ve bunların miktarları ile o para ve malları nerelere
harcadığınızı açıklayacaksınız.
8.
Her üç darbe girişiminde devlete ve millete verdiğiniz
zararları ve yaptığınız yolsuzluk, usulsüzlük ve soygunlarda elde ettiğiniz mal
ve paraları sahiplerine ödeyeceksiniz.
9.
Sizlere ters düşen, ya da sizlerden ayrılan erleklerden
kaç tanesinin kadın ve çocuklarını ellerinden aldınızı, size kölelik yapmayan
kadınların kaç tanesinin yuvasını yıktığınızı ilan ve onların zararlarını
telafi edeceksiniz.
10.
Son olarakda bir daha bu millete karşı asla ve asla
hiçbir kalkışmada bulunmayacağınıza yemin edip söz vereceksiniz.
Buraya kadar yaptıklarınızdan sonra bu şartlara evet deme
erkekliğini ve erdemini göstermeniz halinde gösterirseniz, bu millet sizi yine
bağrına basmaya devam edecektir.
Siz şu son darbe girişiminden sonra “Terör Örgütü” olarak
anılmaya başladınız. Alınlarınıza kendi ellerinizle sürdüğünüz o kara lekeyi
temizlemek yine size düşer.
Demek Savaşa Devam
Siz
Fethullah Gülen; "Ok yaydan çıktı bir kere. Bu safhadan sonra geri dönüş 'yok olmamız'
anlamına gelir. Onun için tüm imkanlar kullanılarak taarruz tek yoldur. Önümüze
kim çıkarsa ezip geçeceğiz. Seçimlerde yüzde 65 ile bile gelseler, dosyalarla
götürmek zorundayız. 44 yılda ördüğümüz hırkayı 'buyrun siz giyin' diyecek
değiliz." diyor ve bu vatanın insanlarını
kardeş katili olmaya teşvik ediyorsunuz. Bunnla da yetinmiyor, istenilen
sonucun alınması için "Komünist, faşist,
Alevi ve CHP'li farketmez herkesle ittifak edin" talimatı veriyorsunuz.
Ben bugüne
kadar böyle bir insan türü, dahası müslüman türü, mantalitesi, izanı görmedüm.
Kusura bakmayın ama, bu kafa olsa olsa Şaron gibi, Lenin gibi, Bush gibi
insanlarda bulunur. Size ne oldu ki, bu Allah’a, Rasulullah’a, Kur’an’a,
Müslmanlara, elimizde kalan son toprak parçamız olan bu vatana düşman oldunuz?
Hep düşmandınızdı da bizler mi anlayamadık?
"Komünist, faşist, Alevi ve CHP'li farketmez herkesle ittifak
edin" de ne demek
